‘Kategorisiz’ Kategorisi için Arşiv

Hadisin Açıklaması:

Sevgi olmadan nasıl yaşarız?Aynı sofrayı,aynı sınıfı,aynı sokağı,aynı oyunu nasıl paylaşırız?Okula gidince ailemi özlüyorum;eve gelince de arkaşlarımı,öğretmenimi…Çünkü onları seviyorum.Çok para,çok giysi,çok eşya,çok oyuncak mutlu olmamız için yeterli değil.

Sevgimizin artması daha çok olması bizi mutlu edebilir ancak.  Sevgiyi artırmanın yolu bu işte:Selamlaşmak.Tnışmak için ilk adım.Konuşmaya başlamak için zorlanan herkese cesaret verenbir söz bu.Selam sözü.  Dedem hep, ‘Önce selam,sonra kelam’ derdi.Selam verdikçe omuzlarımız daha dik duruyor ve karşımdakiyle daha rahat konuşabiliyorum.

Söze selamla başlamanın,büyüklerin de dikkatini çekiyor.Söylediklerime önem veriyor;beni daha iyi dinliyor.  Anneme selamın anlamını sordum ‘Selam,barışık olmak demektir.Birbirimize zararsız olacağımıza söz vermektir,güvenmektir.Selam veren bir kişi ‘Ben müslümanım benden zarar gelmez’ demek istiyormuş.  Küçük bir sözün ne büyük anlamı varmış!

Reklamlar

Gezip eğlenmeyi hepimiz çok severiz.Bakala gitmek,parklarda oynamak,denize gitmek,kırlarda koşmak,lunaparka veye alışveriş merkezlerine gitmekte hoşumuza gider.

İyi güzel ama bütün bunları yapabilmek için hep para gerekir.   Ya bütün şeylerin bedava olduğu,evrenin en lüks,en yeşil parkına gitmek için ne yapmalı?Evet cennete gitmek için ne yapmalıyız?O bitmeyen mutluluk için ne yapmalıyız?O bitmeyen mutluluk için paralar mı biriktirmeliyiz?Hayır hayır sanırım,dünyanın bütün bankalarındaki paralarla bile satın alamayız onu.

Babam cennetin ancak iyilik biriktirerek satın alınabileceğini söyler.   O güzel bahçenin sahibi Allah’tır.O bize cennetin yolunu gösteriyor.Hayatı boyunca insanları cennete çağırmakla uğraşan Peygamberimiz (SAV) diyor ki; ‘Kim la ilahe illallah’ derse cennete girer! nedir bu cümlenin anlamı?

Allah ‘tan başka ilah yoktur!Yaratıp yöneten, yaşamımızı sürdürebilmemiz için bütün kolaylıkları sağlayan,besleyen,eğiten tek ve en büyük güç Allah’tır.

Gecenin sessizliğini bozan ayak sesleri dağların arasından gümbür gümbür ilerliyordu.Bu ses, Zülkarneyn Aleyhisselamın ordusunun ayak sesleriydi.Dağların arasından ilerliyordu.Bir yere geldiklerinde ordusuna seslendi:

—Ayağınıza takılan şeyleri toplayın!Kulaktan kulağa yayılan bu sözleri duymayan kalmadı.Bir kısmı:

—Çok yürüdük ve yorulduk.Gece vakti kendimizi taşıyamıyoruz.Bir de ayağımıza takılanları alarak kendimize yük mü yapacağız ,diyerek hiçbir şey toplamadı.Başka bir grup:

—Madem komutanımız emretti birazcık toplayalım.Emre karşı gelmeyelim diyerek bir miktar topladı.Üçüncü grup ise:

—Komutanımız bir şeyi boşuna emretmez.Muhakkak bildiği bişey vardır,diyerek bütün elbiselerini ağzına kadar doldurdular.Sabah olunca birde baktılar ki gece topladıkları şeyler altın.Meğer bir altın madeninden geçmişler,farkına varamamışlar.Tabi bunu anlayınca komutanlarının sözünü dinleyen grup hariç diğerleri pişman olmuşlar.Birinci gruptakiler

—Ah biz ne ahmakmışız! Nasıl dinlemedik komutanımızın sözünü? Keşke bir tane de olsa alsaydık, dediler.Az alan ikinci grupta:

—Ah nasıl gaflette bulunduk! Keşke biraz daha fazla alsaydık.Ceplerimizi hınca hıç doldursaydık, dediler.Tabi iş işten geçmişti…

İşte bu misalde olduğu gibi insanlar birgün ahiret yurduna gidecek ve iman etmeyen insanlar pişmanlık dolu sözlerle,’Keşke iman etseydikte cennete gitseydik.’ diyecekler.Az sevabı olanlar da, ‘Keşke daha fazla sevap işleseydim de cennetin daha güzel yerlerine gitseydim.’ diyecekler…

Bir davet levhası:

Allah Resulünün,yakınlarını davete memur oldukları zaman,ettikleri bir davet şekli…

Bir davet şekliki,en büyük mucizenin en basit eda içinde saklanması gibi bir şey…

Bir ölüyü değil,gelmiş ve geçmiş,toprak ve kül olmuş ölüleri parmak ucuyla tek işarette mezarlarından kaldıracak kudret bile,bu davetteki gücünden hafif…  Bir incelik,tabiilik,samimilik ve nihayet inandırıcılıkki,mucize çapının üstünde…

Öyleyse en büyük mucize…

Evet;tabiiliği ve madde yönünden hiç de harkulade olmayan cereyanıyla bu hadise,en basit tavrın içine namütenahi derin bir mana sığdırarak öyle bir mucizeye varmaktadır ki,onun yanında bütün harikuladelikler sönmekte…

Mekke’de bir meydan yerinde,yahut şehir dışında (gong) gibi bir alet…

Tabii zamanlarda kimse bu alete el sürmez;yasak!..

Yanıbaşındaki tokmakla üzerine vurulduğu zaman Mekke’nin kaynayan havası madeni ürpermelerle dolar ve herkes işini gücünü bırakıp sesin geldiği tarafa koşar.  Herkes buna mecbur…

Zira bu alet,ancak müthiş bir düşman hucümu,su baskını,yangın afeti,filan ve falan gibi hallerde çalınabilir.Başka türlü ona dokunulamaz.  İşte herhangi birgün herkesin işiyle gücüyle uğraştığı herhangi bir saat…Görünürde fevkaladelik adına hiç bir alamet mevcut değil…  Bir an…  Tehlike gongu çalmaya başlıyor.  Dört bir koldan Mekke’nin kaynar havasını kamçılayan tunç ürpermeleri…  İşini gücünü bırakan herkes meydan yerinde…  Meydan yerinde gördükleri vakar ve heybetin ta kendisi, Allah’ın Resulüdür.  Toplananlara bakıyorlar bütün nazarlar üzerinde kümelendikten sonra, mukaddes parmaklarını yakındaki bir dağın zirve noktasına çevirip soruyorlar:

—-Bakın Kureyşliler,bakın ve kulak kesilin! Ben size desem ki işte bu dağın arkasında bir düşman toplandı,şehre hucüm etmek üzere…Hücum edecek ve mülkünüzü yakıp yıkacak, çoluk çocuğunuzu kesip öldürecek!…  Bir an sükut…

—-Böyle deseydim bana inanırmıydınız?  Her bir ağızdan cevap:

—-İnanırdık!..Sen yalan söylemezsin!Lakabın (El Emin)…  Bunu üzerine Allah’ın Resulü mukaddes başı vecd içinde yükselmiş,şu mucize üstü karşılığı veriyor:

—-Öyleyse buna da inanın;ben Allah’ın resulüyüm!  Size hak dini tebliğe ,sizi kıyamet günüyle korkutmaya memurum!Buna da inanın öyleyse!..

Yalan ihtimalini muhale götüren,ihlas derecesini mutlak hale getiren,onun içindir ki,yeri her harikanın üstünde olan bu ihlas edası,yalnız Kureyş nasipsizlerine tesir etmiyor.

—-Bizi bunun için mi çağırdın?  Diyorlar ve biraz sonra ”deli!” diyecekleri Kurtarıcılar Kurtarıcısının yanından aralarında küfüfr delisi mahut Ebu Leheb,her biri ayrı bir tefsirle başını sallaya sallay ayrılıp gidiyorlar.
Dünya durdukça, bu ihlas misali içinde tek vicdan kıvılcımı saklayan kalbleri yakacaktır.Fakat Allah’ın insaf vermediği kalblere tesir etmeyecek…

Light Akademi, ingilizce ve arapça dil kursu olarak her zaman maddiyatı geri planda tutup öğrencilerimize kaliteli özgün eğitim vermeyi amaç edindik.. Ankara Keçiören(Asfalt) da 2008 yılında  başladığımız eğitim hayatımızda dil becerisini öğrencilerimize  listening(dinleme),  reading(okuma),  writing(yazma) ve speaking(konuşma) olarak vermeye çalıştık..

Eğitimlerimizde alanında uzman hocalarla çalışmayı amaç edindik. Öğrencilerimiz sıfırdan arapça ve ingilizce dilllerini öğrenme konusunda gerek Türk gerekse Arap ve İngiliz (ana dili olan) hocalardan yardım aldılar..

Arapça ve ingilizce öğretme konusunda alanımızda en iyilerden oldugumuzu belirtmek istiyorumm..

Bu iddeamızı bizzat örnek derslerimize katılarak ve öğrencilerimizle konuşarak sizde teyid edebilirsiniz..

Saygılar